1 Yatçılığın Kısa Tarihi
Kaynaklarda bilinen ilk yat, Mısır kraliçesi Kleopatra'yı Tarsus limanına getiren lüks bir mavnadır. Sanayi devrimine ve burjuvazinin ortaya çıkışına kadar yatlar yalnızca kralların, kraliçelerin ve soyluların ulaşım aracıydı. 18. yüzyılda İngiliz denizci ve yazar William Falconer, denizcilik sözlüğünde yatı “kralları, büyükelçileri ve hükümetin ileri gelenlerini bir yerden bir yere taşıyan devlet teknesi” olarak tanımlar.
Antik çağ
Bilinen en eski kraliyet teknesi MÖ 2500'lerde yaşamış firavun Keops'a (Khufu) aittir: 143 ft (≈ 44 m) boyundaki bu tekne, firavunla birlikte gömülmüştür. Roma'da 1. yüzyılda İmparator Caligula döneminde kabul salonları, banyoları olan, bordaları bakırla kaplı büyük tekneler yapılmıştır. 6. yüzyılda Çin'de Sui hanedanı dört güverteli dev saray tekneleri inşa ettirmiştir.
Hollanda ve “jaght”
16. ve 17. yüzyılda deniz ticaretinde üstünlük kuran Hollanda'da zenginlik arttıkça gezi tekneleri yaygınlaştı. Yat sözcüğü Felemenkçe jaght'tan (kovalamak, avlamak) gelir. Yatlar önce kraliyet ailesinin, sonra kentlerin gezi tekneleri oldu; aralarında yarışlar düzenlendi. Kuzey Amerika'da yatçılığı 17. yüzyılda New York'ta yine Hollandalılar başlattı.
19. yüzyıl
George Crowninshield'in Cleopatra's Barge (1816) adlı yatı Akdeniz'de lüks ve zarafet ölçütlerini belirledi. 1851'de Cowes'taki yarışı kazanan America yatından sonra aerodinamik ve hidrodinamik hesaplar tasarıma girdi; deplasman, yarı deplasman ve kayıcı tekne kavramları ortaya çıktı.
Küçük teknelerin yaygınlaşması
1895–1898'de Joshua Slocum 11,3 m'lik Spray ile tek başına dünyayı dolaşarak küçük teknelerin de uygun tasarımla açık denize çıkabileceğini gösterdi. 20. yüzyılda sanayileşmeyle yatlar sıradan insanların da ulaşabileceği araçlar oldu; iç mekân düzenleri çeşitlendi.
2 Günümüzde Gezi Tekneleri ve Yatlar
Bugün yatlar çok farklı boyut ve tiplerde yapılır: 2,30 m'lik bir Optimist de yat sınıfına girer, sonradan gezi teknesine dönüştürülen eski bir savaş gemisi (ör. Savarona) da. Yüzen bir hacmin yat sayılması için spor ya da gezi amaçlı olması, içinde yaşanabilmesi ve rüzgâr, motor ya da ikisiyle birden hareket edebilmesi gerekir.
Açık denize çıkabilmek ve bayrak alabilmek için yatların malzemesine, boyutlarına ve makine gücüne göre klas alması gerekir. Klas kuruluşları (Türkiye'de Türk Loydu) tasarımdan yapıma her aşamada söz sahibidir; standartları malzemeden kaplamalara, birleşim detaylarından elektrik tesisatına kadar uzanır. Bu standartları sağlamayan tekne klas alamaz.
Gezi tekneleri sahiplerinin yaşam tarzını yansıttığı için çoğu, tasarımcı ile kullanıcının birlikte çalışmasıyla üretilir. Avrupa'da seri üretime geçmeye çalışan birçok firma başarılı olamamıştır, çünkü tekne sahiplerinin çoğu teknelerinin bir eşinin daha olmasını istemez; bant üretimine geçebilen firmalar ise maliyeti düşürüp daha ekonomik tekneler üretir (bkz. Seri ve Özel Üretim).
Günümüzde tekneler yalnızca ulaşım aracı değil, doğayla iç içe yaşamak isteyenlerin yaşam mekânıdır. Bu yüzden tasarımda ergonomi, işlev ve güvenlik birlikte düşünülmelidir.
Teknenin iskeleti
Hangi malzemeden yapılırsa yapılsın bir gezi teknesi, bir binanın iskeletine benzeyen bir yapıya ve bu iskeletin üstüne giydirilen kaplamalara sahiptir.
- Omurga baş bodoslamadan kıç bodoslamaya kadar tek parça hâlinde uzanır; bütün yapı onun üzerine kurulur.
- Omurgadan yanlara uzanan postalar teknenin formunu belirler; güverteleri ve iç donanımı taşır, bir binadaki kolonlar gibi çalışır. Omurgaya paralel uzananlara tulani, dik uzananlara arzani posta denir; gerektiğinde iki sistem aynı teknede kullanılır.
- Güverteler, perdelere bağlanmış kemereler üzerine kurulur.
Omurga ve posta düzeni iç hacimlerin biçimini ve büyüklüğünü belirlediğinden iç mekân tasarımcısını yakından ilgilendirir. Ayrıntılar için bkz. Ahşap Tekneler.
3 Yapım Sistemleri ve Malzemeler
Tekne gövdesi hem yüzmeyi sağlar hem iç mekânın sınırlarını çizer. Hızı azaltmamak için hafif olmalıdır. Gövde tasarımında en önemli konu, her yönden gelen gerilme ve zorlamalardır: dalgaların ve rüzgârın yönü sürekli değişir, tekne tüm boyutlarıyla aynı biçimde zorlanmaz. Yelkenli tekne yelkene dolan havanın, motorlu tekne suyun itme ve çekmesinin etkisinde kalır; çarpmalar, iskeleye yanaşma, demirde baş-kıç hareketleri de ek yükler doğurur. Bu sırada iç mekândaki mobilya, donanım ve insanların dengesi korunmalıdır: iç mekân, sürekli deprem yaşayan bir yapı gibi düşünülmelidir.
Bütün zorlamaları hesaplamak çok zor olduğundan deneme-yanılmayla oluşmuş ampirik kurallar ve iyi malzeme seçimi kullanılır.

Türk Loydu, yatların yapım ve klaslama kurallarında gezi teknelerini malzemeye göre üç gruba ayırır:
Ahşap
Dünyada en çok kullanılan, geleneksel yöntemlerle uygulanan sistemdir; kolay görünse de iyi işçilik ister. Ahşap iyice kurutulmuş, zararlılara karşı emprenye edilmiş olmalı; kullanımda nemi en fazla %20 olmalıdır. Budak çapı parça boyutunun 1/5'ini geçmemelidir. Isıtılıp preslenen deniz kontrplağı daha az nem içerir, zararlılara ve küflenmeye daha dayanıklıdır. Ayrıntı: Ahşap Tekneler.
Elyaf takviyeli plastik (CTP)
Son yıllarda en çok kullanılan malzemedir; cam elyaf dokuma ya da keçeyle sıkıştırılmış polyester reçineden oluşur. Kalıpla üretildiğinden kalıp maliyeti yüksektir; bu nedenle seri üretim yapan firmalar tercih eder. Dış etkilere karşı güçlü ve esnek, hafif, neme ve tuza dayanıklıdır. Ayrıntı: Fiber Tekneler.
Alüminyum ve çelik
25–30 m'den küçük tekneler için uygun değildir. Korozyon ve paslanma sac kalınlığını yıllar içinde azaltır; uygun boya ve bakım gerekir. Daha kalın sac kullanmak ağırlığı artırır, hareket ve manevra için daha fazla güç gerekir; bu da ekonomik sorunlar doğurur.
4 Ahşap Gezi Tekneleri
Ahşap, tekne yapımında hem dış kabukta hem iç düzenlemede kullanılan en eski malzemedir. Ağacın yetişmesi uzun yıllar aldığından bant üretimi yapan firmalar ahşap dışında yapay malzemelere yönelmiştir. Karadeniz, Marmara ve Ege kıyılarında ahşap tekne yapımında geleneksel olarak iskelet tekniği kullanılır: önce taşıyıcı parçalar birleştirilip iskelet kurulur, sonra gövde ve güverte kaplanır, en son iç mekân ve ince işler tamamlanır (Çoban 1995).
Bakım ve onarımı zamanında yapılırsa ahşap teknenin ömrü diğer malzemelerden yapılanlardan daha uzun olabilir. Ahşap yaşayan bir malzemedir: homojen değildir, işlendikçe oranları ve boyutları değişir, iklime göre farklı davranır. İç mekânda ise renkleri, sıcaklığı ve diğer malzemelerle uyumu sayesinde modern ya da klasik atmosferler yaratılabilir.
Ahşabın üstünlükleri
- Kalıp gerektirmez; kalıp maliyetinden kaçınmak ahşap tercihinin en önemli nedenidir.
- Her tekne müşteriye özel, eşsiz çizgilerle yapılabilir; dış ve iç tasarım, mobilya ve donatım tamamen kullanıcının isteğine, yaşam standardına ve bütçesine göre belirlenir.
- Renk ve doku çeşitliliği iç mekânda klasik ya da modern atmosfer sağlar.
- Turizm amaçlı teknelerde yörenin geleneksel yapım tekniklerini ve iç mekân özelliklerini taşır.
Ahşabın zorlukları
- Seri bant üretimine uygun değildir; CTP teknelere göre maliyeti yüksektir.
- İçindeki suyun kurutma teknikleriyle belli düzeye indirilmesi gerekir; bu ek maliyettir.
- Yoğunluğu nedeniyle diğer malzemelere göre daha ağır olabilir; iç mekânda mobilya ve donatıyı hafif malzemelerle çözmek tekneyi hafifletir.
- Yarış yelkenlileri, daha hafif olan kompozitten yapılır.
Ahşap gezi tekneleri genellikle kullanıcının isteğiyle yapımcı firma, iç mimar, tasarımcı ve Türk Loydu'nun görevlendirdiği bilirkişilerin ortak çalışmasıyla yapılır. Açık denizde uzak mesafelere giden tekneler, ahşap ya da CTP olsun, içinde yaşamsal işlevleri barındırmalıdır: tekne ne kadar küçülürse küçülsün bu işlevlerden vazgeçilmez.
5 İç Mekân Gereksinimleri
Tekne iç mekânının karadaki konutlardan farkı, hareketli olması ve üç boyutta eğri çizgi ve formlara sahip olmasıdır. Ancak tekne kullanıcısı ile karadaki insan arasında boyut farkı yoktur; ihtiyaçları ve alışkanlıkları da aynıdır.
Atalay (1995)
“Bir insanın hacmi tekneye girdiğinde küçülmez; dolayısıyla tekne iç tasarımında kapıların, tutamakların, iskemlelerin, koltukların ve tabakların küçük olarak düşünülmesinin mantığı yoktur. Yapılacak tek küçültme, tekne içinde barındırılacak insan sayısıdır.”
Altı kişi için tasarlanmış bir teknede 8–10 kişinin kalması güvenlik açısından da zararlıdır. Tasarıma başlamadan önce karar verilmesi gereken en önemli nokta, teknenin ne amaçla ve nasıl kullanılacağıdır. Teknedeki hacimlerin toplamı çoğu zaman karadaki bir evin banyosu kadardır; ama bu alanda oturulacak, yemek pişirilip yenilecek, bulaşık yıkanacak, uyunacak, çalışılacak ve eğlenilecektir. Üstelik bütün bunlar sallanan, sarsılan bir zeminde yapılacaktır.
İç mekânda göz önüne alınacak sorunlar: işlevsel gereksinimler, ergonomik ve antropometrik gereksinimler, ekipman gereksinimleri, estetik, teknik ve ekonomik koşullar (bkz. Yat Tasarımında Ergonomi).
Plan ve kesit birlikte
Gezi teknelerinde karadaki yaşamı sürdürebilecek bütün işlevsel mekânların bulunması teknenin ne kadar yaşanılabilir olduğunun göstergesidir: dinlenme, yaşama, depolama, ıslak hacimler, geçiş alanları. Ancak teknenin kaldırabileceğinden fazla yerleşim yapmak hatadır; dört kişinin kullanacağı teknede sekiz kişilik mekân yaratmak, sürekli kullanıcılar için daha dar ve rahatsız bir tekne demektir.
Genel yerleşim planında tekne bir dikdörtgenler prizması gibi algılanabilir; oysa endaze (kesit) görünüşlerinde karinanın aşağı doğru konik ya da elips biçiminde daraldığı görülür. Yalnızca plana bakılarak yapılan çalışmalar, donatının yerleştirilmesinde sorun çıkarır; çok sayıda kesitle çalışmak gerekir.

Yaşama mekânları (salonlar)
Yaşama mekânları iki gruptur. Açık alanlar (güverteler) havanın elverişli olduğu zamanlarda kullanılır; genellikle kıç üstünde havuzluk (kokpit) olarak düzenlenir. Burada teknenin hareketleri düşünülerek tutamaklar konmalı, köşeli hatlardan kaçınılmalı, aşırı güneş ve soğuğa karşı önlem alınmalıdır.
Kapalı yaşama mekânları (salonlar) yerleşimin odak noktasıdır; karadaki evin oturma, misafir, yemek ve hatta çalışma odası ile mutfağının görevini üstlenir. Salonun teknenin ortasına yakın olması tercih edilir: küçük teknelerde karinanın ortası en geniş ve en yüksek yerdir, ayakta yapılan işler burada yoğunlaşır.


- Birden çok oturma grubu ve masa tercih edilir; tek oturma grubu insanları belli yerlere sıkıştırır ve dar mekânda sıkışıklık duygusu uyandırır.
- Oturma grupları V, L ya da düz biçimlerde, teknenin çizgilerine uyacak biçimde tasarlanır.
- Masalar yemek dışında okuma, çalışma ve harita işleri için de kullanılır; katlanabilen, alçalıp yükselebilen, gerektiğinde oturma platformlarıyla birleşip yatağa dönüşebilen mobilyalar kısıtlı mekânı rahatlatır.
- Zemin kaplaması kaymaz olmalıdır. Cilalı ahşap zemin uyumlu görünse de ıslanınca kaygandır; kaymaz boya ve cila kullanılmalıdır.
Uyuma mekânları (kamaralar)
Kamaralar yerleşim şemasında teknenin baş ve kıç tarafına konur; yerleştirilirken motor gürültüsü, yaşama mekânına uzaklık ve ıslak hacimlerle ilişki göz önünde tutulur. Tekne sahibinin ya da en önemli misafirlerin kaldığı kamaraya master kabin, diğer kullanıcılarınkine normal kabin, mürettebatınkine mürettebat kabini denir.
Boyut uygunsa çift kişilik yataklar, değilse ranzalar ya da ayak ucuna doğru daralan yataklar kullanılır. Kamara bir yatak odasının işlevlerini görmeli: kişiye özel giysi dolabı, giyinip soyunmaya yetecek alan bulunmalıdır. Denizde yaşam karadakinden yorucudur; uzun yolculuklarda iyi dinlenemeyen kullanıcı yorulur. Kendi ıslak hacmi olan kamaralar alıcıların tercihidir.
Mutfak
- Mutfak; yemek pişirme, bulaşık, yiyeceklerin yıkanması ve saklanması, yeterli alan varsa yemek yeme işlevlerini karşılamalıdır. Kısıtlı alan, tasarım ilkelerinden ödün verilmesi demek değildir.
- Teknenin denizde ne kadar kalacağı ve kullanıcının yemek alışkanlıkları araştırılmalıdır; uzun seyirlerde daha fazla depolama gerekir ve kullanıcı yalnızca soğuk ve hazır yiyeceğe mahkûm bırakılmamalıdır.
- Ocağın gazlı mı elektrikli mi olacağına baştan karar verilmeli; elektrik için jeneratörün, gaz için tüplerin yeri buna göre belirlenmelidir. Buzdolabı, ocak ve evye kapasitesi kullanıcı sayısıyla orantılı büyür.
- Mutfağın en uygun yeri teknenin vasatı (ortası) dır: yalpa ve baş-kıç vurma en az burada hissedilir, yemek pişirmek daha kolay ve tehlikesizdir.
- Tabak, çatal ve bardaklar kapalı dolaplarda ya da hareketlerini önleyen raflarda saklanmalı; yemek kokusunun kamaralara yayılması önlenmelidir.


Islak hacimler (tuvalet ve banyo)
- Tuvalet ve banyoda geçen süre az olduğundan bu hacimler küçük ve tenha köşelere konur; mahremiyet önemlidir.
- Ayna, klozet, lavabo ve duş işlevlerine karşılık verilmeli; tuvalet kâğıdı, sabun ve temizlik malzemesi için saklama yeri bulunmalı, denge kaybına karşı tutamaklar konmalıdır.
- Küçük teknelerde tuvalet banyo olarak da kullanılır; hacmin su geçirmezliği sağlanmalıdır. Tek parça fiber tuvalet kabinleri üreten firmalar vardır.
- Klozetler deniz suyuna dayanıklı malzemeden yapılmalı; atık tankı bağlantıları gidilecek ülkelerin kurallarına uymalıdır.
Seyir ve idare yeri
Seyir idare yeri, kötü havada seyretmek zorunda kalan teknenin en önemli yeridir; teknenin geneline hâkim bir noktada, en uygunu dümenin yakınında olmalıdır. Atalay'a (1995) göre ayrı bir seyir kamarası olup olmaması teknenin boyuna bağlıdır, ama burası denizde teknenin nerede olduğunu ve nereden yardım isteyebileceğini hesaplayabilecek tek yer olduğu için önemi küçümsenmemelidir.
Burada yön bulma, haberleşme ve mesafe ölçme ekipmanı ile haritalar ve aletler için saklama yeri gerekir. En önemli unsur, haritaların açılabileceği düz bir masadır; boyutu harita genişliğine göre belirlenir, yağmur ve rüzgârdan korunur. Kullanıcı iyi bir görüş alanına sahip olmalı, idare yerine hızlı ve kolay girip çıkabilmelidir.
Dolaşım alanları
- Kısıtlı hacimlerde geçiş alanları geniş olamaz; yine de merdivenlerin ve kapıların önünde ve arkasında rahatlatıcı boşluklar bırakmak yararlıdır.
- Teknede merdivenler daha dik ve tek kişilik olabilir; ancak kaymaz malzemeden yapılmalı, tutamakları sağlamlaştırılmalıdır. Karadakinden farklı standartları zaman zaman yaralanmalara yol açar.
- Dar mekânlarda kapılar daha dar ve ince yapılır; ısı ve ses yalıtımlı sürgülü ya da akordeon kapılar tercih edilir.
- Derin draftlı teknelerde güverte altına inişler kullanıcıyı zorlar; çok dar girişler hacim kazandırsa da kullanıcıyı yorar.
Depolama
- Depolama birimleri, teknenin deniz ve hava koşullarında yapacağı şiddetli salınımlar düşünülerek tasarlanır. Uzun süre denizde kalan teknelerde kuru gıda, soğuk saklanacak gıda, giysi ve temizlik malzemesi için fazladan yer gerekir; olta, palet gibi eğlence ekipmanının yeri de düşünülmelidir.
- Oturma gruplarının ve yatakların altı depolama için uygundur. Yangın tüpü, ilk yardım çantası ve ilaçlar gibi seyrek kullanılan ama hayati önemdeki malzemeler kolay görülür ve ulaşılır yerde olmalıdır.
- Ağır malzemeler alabanda tarafında depolanırsa ağırlık merkezi kayar; ağırlar teknenin ortasına ve karinanın dibine yakın konur.
- Depolar nemden ve tuzdan korunmalı; dolap kapakları havayı içeri geçirmeli ve tekne hareket ettikçe ses yapmamalıdır.
- Yakıt, temiz su ve atık tankları ağırlık merkezine yakın, alt bölümlerde ve simetrik yerleştirilir; biri boşalırken diğeri dolarken denge bozulmamalıdır.

6 Estetik: Form, Renk ve Doku
Ahşap gezi teknelerinin estetiğini ergonomisi, işlevselliği ve güvenilirliği birlikte belirler; tasarım amaçlarını hem formları hem teknik yaklaşımlarıyla yerine getiren yapılar estetiktir. Teknenin estetiğiyle yakından ilişkili üç unsur form, renk ve dokudur.
Form
Geometri, işlev ve kullanım amacı örtüşüyorsa estetik sorun çözülmüş sayılır. Ana tahrik gücü rüzgâr olan ahşap tekneler genellikle yuvarlak karinalı deplasman teknesidir; motorlu tekneler ise genellikle V karinalı, güvertesi su hattından yüksek, yarı deplasman teknesidir. Yalnızca motorla gidecek bir tekneye yuvarlak karina vermek suyu yarıp kaymasını engeller ve teknenin estetik değerini düşürür.
Renk
Renkler rastgele bir araya getirilmemeli; ayrılması gereken yüzeyler farklı renklerle düzenlenmelidir. Koyu renkli tavan mekânı alçak gösterir; sıcak renkler yakın, soğuk renkler uzak görünür. Kısıtlı hacimlerde açık ve soğuk renkler mekânı geniş gösterir. Çok renk sürekli sallanan mekânda gözü yorar; nötr renkler ya da bir rengin tonları tercih edilir. Beyaz güverte güneşi yansıtıp rahatsız eder; açık mavi, yeşil, bej, gri tonlar ve doğal ahşap (güvertede genellikle tik) yansımayı azaltır.
Doku
Üstüne basılan yüzeylerin, masa ve tezgâhların dokulu olması tercih edilir: hem kullanıcının kaymasını hem eşyaların tekne sallandıkça kaymasını önler. Parlak cilalı ahşap yüzeyler ıslandığında tehlikelidir.
7 Teknik Gereksinimler
Ahşap gezi teknesinin tasarımında iki tür gereksinim vardır: sağlanması zorunlu gereksinimler (bir teknede mutlaka olması gerekenler) ve mümkün olduğunca sağlanacak istekler (müşterinin özel istekleri). Teknik çözümler birinci gruba girer (Karataş 1992). Elektrik, havalandırma, aydınlatma, tank ve tesisat boruları zorunludur; iç mimarlar ile tekne tasarımcıları bunlara ortak çalışmayla karar verir ve ekipman, teknenin hesaplanmış dengesini bozmayacak biçimde yerleştirilir.
Tanklar ve borular
- Tank grupları, teknenin boyuna orta kesit çizgisine göre simetrik ve işlevsel tasarlanır; dolum, boşaltım, hava firar ve transfer hatları plan ve kesitlerde gösterilir (bkz. Hava Firar).
- Sıcak ve soğuk su tesisatı, karadaki bir yapınınki gibi ısıya ve soğuğa karşı korunur.
- Borular gizli bölmelerden geçirilir, ama bakım için kolay ulaşılabilmelidir. Döşemeyi deldiği yerlerde tam sızdırmazlık sağlanmalıdır.
- Tesisat ve tank yerleşimi ayrıca projelendirilip üreticiye verilmelidir.
Elektrik donanımı
- Elektrik projesi yerleşim planından ayrı ama ona bağlı hazırlanır.
- Kablolar su geçirmez ve elektrik iletmeyen boruların içinden geçirilir.
- Jeneratör ve akü yerleri, liman elektrik girişi, priz ve anahtarlar, aydınlatma kumandaları ve güvertedeki elektrikli ekipmanın çıkışları belirlenir.
- Dış mekâna açılan kablolar (priz, aydınlatma) kaçağa ve ıslanmaya karşı korunur. Konuda uzman kişi ya da kuruluşlardan yardım almak doğru olur.
Havalandırma ve iklimlendirme
Havalandırma; makine dairesinin, tuvaletlerin ve tankların kokusunu önlemede hayati önemdedir. Su ve hava geçirmez kamaraların, dolapların ve depoların havalandırılması insan sağlığı için gereklidir; ahşap kaplamaların ve dolapların içi ile arkası nemden korunmalıdır. İyi bir düzen kurulmazsa bazı bölgelere hiç temiz hava girmeyebilir; bu ölümle bile sonuçlanabilir.
Doğal havalandırma
Pompa kullanmadan dışarıdaki temiz havanın içeri alınması ve içerideki havanın dışarı atılmasıdır; lumbuzlar, heçler (güverte kapak-pencereleri) ve hava giriş ağızlarıyla sağlanır. Başlıkları rüzgâra çevrilebilen manikalar ve heçler hava dolaşımını destekler. Islak hacimler sürekli nem barındırdığından havalandırılmaları şarttır. Dolap ve depolar fanlarla ya da ızgaralı kapaklarla havalandırılır.
Gövdede açılan her açıklık gövde dayanımını azaltır; en az sayıda açıklıkla en iyi hava dolaşımı sağlanmalıdır. Tekne büyüdükçe borda yükselir, güverte genişler ve lumbuz kullanmak kolaylaşır.

Yapay havalandırma (iklimlendirme)
Çok sıcak ve soğuk havalarda kullanıcının rahatı için iklimlendirme gerekir. Elektrik projesiyle yakından ilişkili bu sistemler teknenin tümü ya da bir bölümü için kurulabilir; büyük teknelerde doğal ve yapay sistemler birlikte kullanılır. Klimalar yeterli taze hava üfler, homojen dağıtır, basıncı dengeler, havayı filtreler; iç mekânda dış koşullardan bağımsız, sabit bir sıcaklık ve nem sağlar. Ayrıntı için bkz. Cebri Havalandırma ve İklimlendirme.
8 Tarihî Gemi Hulda
1905'te İsveç'in Sjötorp tersanesinde yapılan, 26 m boyunda ve yaklaşık 7 m genişliğindeki çift direkli Baltık ticaret gemisi Hulda, heykeltıraş İlhan Koman'ın eline geçince yeni bir hayata başladı. Sanatçının baştan aşağı yenilediği Hulda, yük gemisi olmaktan çıkıp yaklaşık 20 yıl boyunca onun hem evi hem atölyesi oldu.
Koman'ın ailesi teknede yaklaşık 20 yıl yaşadı; oğlu Ahmet Koman'ın anlatımıyla tekne “ailenin bir parçası” idi, kaptan köşkü babasının atölyesiydi. Türkiye'den İsveç'e giden pek çok sanatçı ve yazar (Abidin Dino, Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli ve diğerleri) Hulda'yı ziyaret etti. Bir ticaret gemisinin yaşanan bir mekâna dönüşmesi, gezi teknesi iç mekânı için ilginç bir örnektir.

9 Sonuç
Gezi tekneleri ve yatlar, kullanıcıya dar hacimler sunar; ancak dar mekân, kullanıcıyı işlevsel, ergonomik ve antropometrik açıdan zorlamak anlamına gelmemelidir. Kısıtlı mekânlarda depolama, servis ve dolaşım alanları için alışılmış çözümlerden uzaklaşmak gerekir; en önemli sorun, her zaman, yeterli büyüklükte mekân bulunamamasıdır.
- Antropometrik ve ergonomik ölçüler en küçük değerlerinde uygulanabilir; ama ortalama kullanıcı ölçülerinin dışında tasarlanan elemanlar işlevini yitirir.
- Gezi teknelerinin dış kabukları, deniz ve havanın zorlamalarına karşı koyabilmek için organik formlardadır; bu eğrisel çizgiler iç mekâna da yansır. Tekne bir dikdörtgenler prizması gibi algılanmamalı, iç mekân birçok kesit ve görünüşle tasarlanmalıdır.
- Tekne tasarımcıları ile iç mimarlar teknenin oluşum süreci boyunca birlikte çalışmalıdır; iç mekân çözümleri teknenin su üstündeki güvenilirliğini azaltmamalıdır.
- Duvar, tavan ve zeminde açık ve soğuk renkler; esnek, değiştirilebilir mobilya ve donatılar kısıtlı hacimleri ferah ve yaşanabilir kılar.
10 Kaynaklar
- Atalay, A. (1995). Yüzer Mekânlarda Yaşam Çevreleri ve Tasarım İlişkisi. Yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul.
- Karataş, İ. (1992). Yelkenli Teknelerde Tasarım Prosedürü. Yüksek lisans tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi.
- Çoban, H. (2000). Gelenekten vazgeçmeden geleceğe. Yachting World (Türkçe), Ocak 2000.
- Killing, S. ve Hunter, D. (1998). Yacht Design Explained. New York: W. W. Norton.
- Larsson, L. ve Eliasson, R. E. (1994). Principles of Yacht Design. London: Adlard Coles Nautical.
- Türk Loydu (2000). Yatların Yapımı ve Klaslanmasına İlişkin Kurallar, Cilt C, Kısım 9.